laMED

Sık Sorulan Sorular

MRI: İLK MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME’Yİ BAŞARAN KİMYACI

MRI, “manyetik rezonans görüntüleme” kelimelerinin ingilizcesinin kısaltmasıdır. Kimyacı Paul Lauterbur, 1972’de dünyanın ilk MRI görüntüsünü elde etti.

Doktorlardan Önce MR Cihazı İle Kimyacılar Ne Yapıyordu?

Kimyacıların kullandığı cihazın adı NMR’dır ve genellikle, organik maddelerde hidrojen atomlarının miktarını ve pozisyonunu belirler. Artı veya eksi yüklü bir parçacık kendi etrafında dönerse minik bir mıknatıs oluşturur. Hidrojen çekirdekleri artı yüklüdür ve kendi etrafında topaç gibi döner. Hidrojen atomunun miknatıs gibi manyetik özellik gösterdiği 1924’te bulundu ve MR cihazının keşfini sağladı. Gaz haldeki maddelerin manyetik özelliklerini tesbit eden ilk cihazı 1938’de Rabi geliştirdi ve 1944 yılı Fizik Nobel Ödülü’nü kazandı. Cihaz, 1945’te iki bilim adamı tarafından sıvı haldeki organik maddelerin yapısını tayin edecek şekilde yapılandırıldı. Onlar da yeni cihaz nedeniyle 1952’de Nobel aldı. Yeni cihaza “Nükleer Manyetik Rezonans” veya kısaca “NMR” denildi. Nükleer kelimesi hidrojen çekirdeğinin ingilizcesi olan “nucleus” dan geliyor. Bir organik maddenin hidrojen atomlarına yakından bakabilseydik, her hidrojenin çekirdeğinin farklı yönde döndüğünü görürdük. Hidrojen atom çekirdeklerinin kendi etrafında dönerken oluşturduğu miknatısların yönü düzensizdir. Madde, çok güçlü bir miknatısın etkisi altına girerse, minik miknatısların çoğu manyetik alanla aynı hizaya gelir. O anda, sisteme radyo dalgaları gönderilir. Radyo dalgaları manyetik alan altındaki atomlar ile etkileşir. Dedektör (algılayıcı) ve bilgisayar desteği ile organik moleküllerin geometrik yapısını tayin ederiz.

NMR’ın Kimya Laboratuvarından Hastahaneye Yaptığı Yolculuk

Günümüzde hemen herkes, ya kendisi ya da bir yakınının hastalığı nedeniyle, MR hakkında az da olsa bilgi sahibidir. NMR cihazı ile tıp bilimini ilk tanıştıran kişi R. Damadian oldu. Damadian, 1971’de NMR cihazında incelediği kanserli fare dokusunun, normal dokudan daha fazla hidrojen içerdiğini buldu. Bu sonucu Science dergisinde yayınladı. Kimyacıların kullandığı, NMR cihazı ile canlıların dokularının incelenebileceği kanıtlandı. Kanserin ameliyatsız teşhis edilme olasılığı arttı. Ancak kimyacıların NMR cihazında, en fazla 3-4 milimetre boyutundaki örnekler incelenebilir. Ayrıca o cihazla görüntü elde edilmez. Sadece Damadian’ın yaptığı gibi hidrojen miktarları mukayese edilebilir.

İlk MRI Görüntüsü ve Cihazın Adının Değiştirilmesi

ABD’de SUNY – Stony Brook Üniversitesi’nde Kimya Profesörü olan P. Lauterbur, NMR konusunda en tecrübeli bilim adamlarından biriydi. Damadian’ın kanserli dokularla ilgili yayını Lauterbur’u çok etkiledi. Bir akşam restoranda, “kağıt peçete” üstüne dokuların NMR görüntüsünü elde etmek için gereken düzenlemeyi not etti. Ertesi gün notları defterine aktardı ve deneylere başladı. Geceleri NMR cihazının ayarlarını değiştirip kullanabiliyordu. Bilgisayar desteği ile atomların dağılım haritası oluşturuluyor ve görüntüye dönüştürülüyordu. Normal sularda tek protonu olan hidrojen atomları vardır. Şayet hidrojen atomunda bir proton ve bir nötron varsa o suya “ağır su” denir. Yanyana duran, normal ve ağır suyu farklı görüntüleyecek bir cihaz o tarihte yoktu. P. Lauterbur, 1972’de NMR cihazı ile dünyada ilk kez bu suları farklı gösteren NMR görüntüsü elde etti. başardı. Ardından kızının sahilden topladığı küçük bir midyenin NMR görüntüsünde farklı dokuların varlığını gösterdi. Lauterbur, bu önemli buluşunu yayınlanmak üzere prestiji yüksek olan Nature adlı dergiye yolladı. Ama dergi makaleyi reddetti. Gerekçe, resimlerin biraz bulanık oluşuydu. İkinci müracaattan sonra makale yayınlandı. Dergi o makaleyi, bir süre önce “yüzyılın en iyi makalelerinden biri” ilan etti. İlk yıllarda MRI görüntüsü almak saatler alabiliyordu. Bu sorun, İngiliz fizikçi P. Mansfield tarafından çözüldü. Süre kısaldığı gibi görüntü kalitesi de arttı

NMR Cihazının Adının Değiştirilme Nedeni

Lauterbur, MR görüntü tekniğine önce “zeugmatography” adını verdi. Zeugma kelimesi, Latince kesişme noktası demektir. Keşfedilen yöntemin kimyasal ve uzaysal verileri birleştirdiği kastedilmişti. Ama, pratikte NMR görüntüsü ifadesi kullanılmaya başladı. Tıp camiası, Nükleer Manyetik Rezonans cihazı adını kullanömak istemedi. Hastalar “Nükleer” kelimesinden korkabilir ve radyo aktivite kullanıldığını düşünebilirdi. Bu nedenle adı MRI olarak değiştirildi. Aslında “Nükleer” kelimesi hidrojen atomunun çekirdeğini sembolize eder. MRI cihazında insana zararlı radyoaktivite yoktur. Sadece zararsız radyodalgaları vardır.

Patent Almanın Önemi

Lauterbur, buluşunun patentini almaları için SUNY – Stony Brook Üniversitesine müracaat etti. Ama yönetim “bu buluş patent için harcanacak paranın masrafını karşılayamaz” diye reddetti. Böylece üniversite milyonlarca dolar kaybetmiş oldu. Damadian, ise içine insanın sığabileceği anten yardımıyla 1977’de asistanının iç organlarını görüntüledi. Damadian, buluşlarının patentlerini aldı ve bir NMR cihazı üretim şirketi kurdu. Damadian, zamanında patentlerini aldığı için 1997’de mahkeme yoluyla General Electric Frması’ndan 128 milyon dolar aldı. Damadian’ın yöntemi ile elde edlen MRI görüntüleri başarılı doktorlarca bulunmadı. Şirket daha sonra Lauterbur’un bulduğu tekniği kullandı

2003 Yılı Nobel Tıp Ödülü Kavgası

Nobel Tıp Ödülü, 2003’te P. Luaterbur ve Peter Mansfield’e verildi. Kavgacı bir yapıya sahip olan Damadian, Nobel Komitesi’ne itiraz etti ve ABD’nin üç büyük gazetesine tam sayfalık protesto ilanı verdi. İlk kanserli hücreyi ben tesbit ettim ve ilk patenti ben aldım, Nobel benim hakkım diyordu. Ancak, bilimsel komite önemli olanın “görüntüleme” olduğunu ve bunun da ilk kez Lauterbur tarafından bulunduğunu belirterek itirazı reddetti. Damadian için “o sadece kanserli dokuda nomale göre daha fazla hidrojen olduğunu buldu” dediler.. Damadian mücadeleyi halen sürdürüyor ve bazı MRI şirketleriyle patent hakları nedeniyle mahkemelik Bugün milyonlarca hasta, MRI sayesinde erken teşhisle sağlığına kavuşuyor. Kimya Yılı olan 2011’de kimyacı Paul Lauterbur’u, P. Mainsfield’i ve cihazın gelişmesini sağlayan tüm bilim adamlarını şükranla anıyoruz.

Prof. Dr. Ural Akbulut
ODTÜ Kimya Bölümü

MR, vücudumuzun, elektromanyetik alan içerisinde, radyo dalgaları (RF) kullanılarak kesitsel olarak görüntülenmesi yöntemidir. Cihaz kısaca dev bir mıknatıs olarak tanımlanabilir. Kullanılan enerji RF, radyasyon içermez. Ancak tetkikin gürültülü olmasına neden olur. Lamed görüntüleme merkezi MR cihazı piyasadaki en az gürültülü cihaz olup, beyin tetkikleri dışında kulaklıkla müzik dinleme olanağı sağlanmış ve gürültü sorununun önüne geçilmiştir. Tetkik sırasında hareketsiz kalmak gereklidir.

MR/EMAR, vücuttaki tüm organ ya da dokulara ait hastalıklarda kullanılabilir. Ancak görüntüleme yöntemleri arasında hangisinin seçileceğini tıbbi gereksinimler belirler. Yapılacak tetkik konusundaki kararın sorumlu doktora bırakılması, en doğru tercih olacaktır.

Radyasyon (x-ışını) içermemesi sayesinde herhangi bir yan etkisi bulunmayan, tekrarı halinde hiçbir sakıncası olmayan güvenli bir tanı yöntemidir.
Hasta pozisyonunun değişitirmeden farklı planlarda ve 3 boyutlu görüntüleme imkanı mevcuttur.
Mevcut tüm tetkikler içerisinde yumuşak doku görüntü kalitesi (rezolüsyon) en yüksek tetkiktir.

Tetkik edilecek bölgeye göre değişmektedir. Hazırlık gerektiren işlemlerde tetkik öncesinde hastalar, MR teknisyeni ya da radyoloji uzmanı tarafından bilgilendirilmektedir.

Ayrıca inceleme öncesi hastaların inceleme şekli, etkileri ve olası riskleri açısından sözlü ya da yazılı olarak bilgilendirilerek rızası alınmalıdır.

Tetkik odasına girmeden önce görüntü kalitesini olumsuz etkileyecek ve hastaya zarar verebilecek metal benzeri oluşumlar çıkarılmalıdır.

MR cihazının mıknatıs özelliği nedeni ile beyin damarlarına klips takılanlar, kalp pili olanlar, iç kulak protezi (kohlear implant) bulunanlar ve metal kalp kapakçığı olan kişilere MR çekimi yapılamaz. Kalça ya da diz protezi bulunan hastalar ise doktorlarına danışarak çekim onayı almalıdırlar.

MR incelemelerinde çekim yapılan bölgenin ve merkezin özelliğine göre değişen sıklıkta kontrast kullanılabilir. MR’ da kullanılan kontrast maddeler (en sık gadolinyum bileşikleri) radyolojide kullanılan iyotlu kontrast maddelere kıyasla daha düşük oranda yan etki oluşturmaktadır.

Böbrek yetmezliği durumunda kontrast madde kullanımından kaçınılmalıdır.

MR, radyasyon içermemesi nedeniyle hamileler için güvenli bir yöntemdir. Doktorunuzun gerekli gördüğü durumlarda kontrastsız (ilaçsız) MR çekimi yapılabilmektedir. Hatta anne karnındaki bebeğin görüntülenmesi için Fetal MRG yapılmaktadır.

Emziren annelerde kontrastsız MR/EMAR çekimi yapılmasında sakınca yoktur. Kontrast madde kullanılması gereken durumlarda ise tetkik sonrası 24-48 saat emzirilmemeli, bu süre içinde sağılan süt bebeğe verilmemelidir.

Yenidoğan döneminden itibaren tüm yaş gruplarına MR/EMAR tetkiki uygulanabilmektedir. Ancak tetkik sırasında hareketsiz durmak görüntü kalitesi için şart olduğundan, bebek ve çocuklar kısa süreli sakinleştirici/uyutucu ilaçlar kullanılarak çekime alınabilir.

Meme Manyetik Rezonans (MR-mammografi) nedir?

Günümüzde meme kanseri tanısında, yüksek duyarlılık ve özgüllüğü bulunan ve bu nedenle giderek artan sıklıkta kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Tetkikte radyasyon yoktur. Normal MR cihazları ile değil, meme incelemesi için özel aparatları olan üst modelleri ile yapılır.

Meme Manyetik Rezonans (MR-mammografi) nasıl uygulanır?

Kişi, meme incelemeleri için özel olarak tasarlanmış aparatları bulunan MR cihazında yüzükoyun pozisyonda yatar. Memelere yanlardan hafif bir sıkıştırma işlemi uygulanır. Ancak mamografideki gibi baskı şeklinde değildir. Tetkik boyunca hareket edilmemesi önemlidir. Çekim esnasında kol damarından kontrast madde adı verilen ilaç enjekte edilir. Tetkik yaklaşık 25-30dk sürer. Elde edilen görüntüler özel monitörler aracılığı ile değerlendirilir.

Tarama Amaçlı Yapılır mı?

Evet.
Yüksek riskli olgularda ve daha önce meme cerrahisi geçirmiş kişilerde,
Dens meme dediğimiz süt kanallarından zengin meme yapısında.

Kimlere Meme Mrg Yapılmalıdır.

Meme kanseri saptanan ve cerrahi planlanan olgularda operasyon öncesi başka bir odak olup olmadığını değerlendirmek,
Operasyon sonrası cerrahi sınırlarının kontrolü,
Meme koruyucu cerrahi sonrası ameliyata bağlı değişiklik ve tekrarlayan kanserin ayırt edilmesi,
İleri evre meme kanseri saptanan hastaların operasyon öncesi aldıkları kemoterapinin başarısının değerlendirilmesi,
Meme rekonstrüksiyonu (silikon) varlığında, hem silikon kontrolü, hem de kuşkulu bulguların değerlendirilmesi,
Yüksek riskli olgular,
Mammografi ve ultrasonografide saptanan takip-biopsi kararı kesin olarak verilemeyen bazı lezyonların değerlendirilmesinde,
Vücuda yayılmış ve kaynağı bilinmeyen bir kanser varlığında, kaynak organı araştırmaya yönelik.

Meme Manyetik Rezonans (MR-mammografi) kimlere, hangi durumlarda yapılır ?

        Meme kanseri tanısı almış kişilerde;

1.   Ameliyat öncesi hastalığın gerçek büyüklüğünü saptamak, hastalık tanısı alan memenin diğer alanlarında ve karşı memede başka bir odak varlığını tespit etmek amacı ile,

2.   Ameliyat sonrası, cerrahi sınırların kontrolü amacı ile,

3.   Memenin tamamının alınmadığı durumlarda ameliyata bağlı değişiklik/nüks kanser ayrımının kesin olarak yapılmasına yönelik,

4.   İleri evre meme kanseri saptanan ve operasyon öncesi kemoterapi almış olan hastalarda kemoterapinin etkilerinin, başarısının izleminde,

        Estetik-plastik cerrahi operasyonu geçirmiş kişilerin rutin kanser taraması ve mevcut meme rekonstrüksiyon materyallerinin değerlendirilmesinde,

        Yüksek riskli olgularda rutin meme kanseri taramasına yönelik,

        Vücutta saptanan metastatik bir kanser saptanan kişilerde kanserin hangi organdan kaynaklandığının araştırılmasında.

 

Meme Manyetik Rezonans (MR-mammografi) tetkikinin tarama amaçlı kullanıldığı yüksek riskli durumlar nelerdir ?

1.           Ailesel risk faktörleri

İkiden fazla akrabada meme kanseri,  Erkek akrabada meme kanseri, Ailede 50 yaş altı meme kanseri

2.           Genetik yatkınlık  BRCA-1, BRCA-2 gen mutasyonu

3.           Kişisel risk faktörleri  Kişinin kendisinde meme kanseri veya yumurtalık kanseri olması, 10-30 döneminde başka bir hastalık nedeni ile göğüs duvarına radyoterapi (ışın tedavisi) almış olmak, Geçirilmiş meme biyopsilerinde yüksek riskli/kanser öncüsü patolojilerin saptanmış olması(LCIS, ADH, ALH)

4.           Meme dokusunun yoğun/dens olması.

5.          Irk: Askenazi-Doğu Avrupa yahudisi olmak.
 

Diğer Görüntüleme Yöntemlerine Göre Avantajları Nelerdir?

Diğer tüm yöntemlere göre MR kanser saptamada daha üstündür. MR ile daha detaylı bilgi elde edilmektedir. Radyasyon yoktur.

Lomber MR (emar) nedir ?

Lomber MR, bel bölgesine yönelik olarak yapılan manyetik Rezonans tetkikidir.

Lomber MR hangi hastalıklarda çekilir?

Bel ve bacak ağrısı bulunan olgularda kullanılır. En sık olarak bel fıtığı (disk hernisi) yönünden değerlendirmek amaçlı yapılır. Bel omurları, omurlar arasındaki kıkırdak yastıkçıklar (disk), kaslar ve bağlar, omurilik ve sinirler değerlendirilir.

Lomber MR nasıl çekilir?

Sırtüstü yatar pozisyonda bel bölgesine yönelik yaklaşık 10 dk süren kısa bir tetkiktir. Lamed Görüntüleme merkezinde lomber MR çekimi sırasında baş dışarıda kalacak şekilde çekim yapılmaktadır. Bu nedenle kapalı alan korkusu/panik atak gibi rahatsızlıkları olan/MR çektirmekte zorlanan hastalar rahatlıkla tetkik yaptırabilmektedir. Ayrıca merkezimizde inceleme sırasında kulaklıkla müzik dinleme imkanı bulunmaktadır.

Çekim sırasında kontrast madde kullanılıyor mu?

Lomber MR kontrastsız (ilaçsız) bir tetkiktir. Ancak kurumumuzda tüm tetkikler uzman radyolog eşliğinde yapılmakta olup, çekim sırasında tümör, enfeksiyon vb. bir problem saptanması durumunda tetkike ilaçlı (kontrastlı) olarak devam etmek gerekir.

İşlem öncesi hazırlık gerektiriyor mu?

Lomber MR çekiminden önce herhangi bir hazırlık gerekmemektedir. Yalnızca çekim odasına girmeden önce telefon, kredi kartı ve metal eşyaları bırakmanız gerekmektedir.

*** MR defekografi nedir?

Dışkılama (Defekasyon) eylemi sırasında yapılan MR tetkikidir. Amaç dışkılama eyleminin kalitesini ve yeterliliğini görüntülemektir.

*** MR defekografi hangi hastalıklarda yapılır?

En sık; kronik kabızlık, zor dışkılama, yetersiz boşaltma hissi ve dışkı kaçırma gibi dışkılama sorunlarında kullanılır. Ayrıca kalın barsak, idrar torbası ve rahim sarkmalarının değerlendirilmesini sağlar.

*** MR defekografi tetkikinden önce belirli bir hazırlık gerekiyor mu?

Diyet ya da barsak temizliği gibi belirli bir hazırlık gerekmemektedir. Ancak tetkik sırasında idrar kesesinin bir miktar dolu olması tercih edilir ( 1- 1,5 saat idrara çıkmamış olmak).

*** MR defekografi nasıl gerçekleştirilir?

Öncelikle alt karın bölgesine yönelik standart MR görüntüleme yapılır. Ardından kalın bağırsağın son bölümü olan rektumu doldurmak için makattan (anus) 150-200 ml jel içeriye verilir. Çekim sırasında hastaya “dinlenme, sıkma, itme ve boşaltma” komutları verilerek dinamik inceleme gerçekleştirilir.

*** MR defekografi tetkikinde elde edilen bilgiler nelerdir?

Pelvik taban kaslarının anatomik bütünlüğü ve simetrisi; Rektum, mesane ve uterusun istirahat halindeki konumları; rektum boşalma süresi ve yeterliliği hakkında bilgi sahibi olunur. Bu sayede söz konusu problemlere yönelik en uygun tedavi planlanır.

Günümüzde meme kanseri taramasında halen en önemli yöntem (altın standart) mamografidir.

Tomosentez (3 boyutlu) Dijital Mammografi, meme dokusunun 3 boyutlu olarak incelenmesine olanak veren günümüzdeki en ileri mamografi tekniğidir. Mammografi cihazının X ışın tüpünün hareketli olması sayesinde meme dokusunun tomografik ince kesitler halinde incelenmesi yöntemidir.

Standart mammografi tetkikinde olduğu gibi memeye pozisyon verilir. Sıkıştırma işlemi standart mamografiye kıyasla %50 daha azdır. Standart mamografiye göre kullanılan X ışını dozu daha azdır.

Elde olunan görüntüler hem 2 boyutlu, hem 3 boyutlu-kesitsel olarak bu konu için özelleşmiş yüksek rezolüsyonlu ekranlarda değerlendirilir. Görüntüler DVDye kaydedilir. Arzu edilirse filmede basılabilir.

Teknik avantajlar (daha az sıkıştırma ve daha az radyasyon) yanısıra en önemli tercih nedeni daha hassas görüntüleme sağlamasıdır. Tomosentez mamografideki 3 boyutlu tarama sayesinde dokuların üst üste binmesi engellenir ve standart mammografide saklanan küçük kitleler görülebilir hale gelir.

Ayrıca standart mammografilerde oluşan "yalancı tümör" görüntüleri nedeni ile yapılacak ek tetkiklerin önüne geçilir. Ek filmler çekilmez radyayondan korunulur. Takip aralıkları uzar, kaygı azalır. Biyopsi kararı daha güvenli olarak verilir.

Kendi kendine meme muayenesi meme kanserinin erken tanısında önemli rol oynamaktadır.

Her ay düzenli meme muayenelerini yapan kişi göğüs yapısını tanımaktadır ve eline farklı bir yapı geldiğinde kolaylıkla bu ayırımı yapabilir.

Her genç kız ve kadın 20 yaşından itibaren her ay kendi memesini kontrol etmelidir.

Kendi kendine meme muayenesi ne zaman yapılmalıdır?

Kendi kendine meme muayenesi ideal olarak adet bitiminden sonraki günde, ayda bir kez yapılmalıdır.

Adet kanamasının başlamasıyla birlikte kanda östrojen ve progesteron hormonlarının etkinlikleri nispeten azalır ve meme dokusunu incelemek kolaylaşır. Özellikle adet kanamasına yakın yapılan meme muayenelerinde bu hormonların etkisiyle memeler dolgun ve bastırmakla ağrılı olurlar. Bu da kendi kendine muayenenin etkinliğini önemli derecede azaltır.

Menopoz döneminde olan ve adet görmeyen kadınlar ise her ayın kendi belirledikleri bir gününde bu muayeneyi yapabilirler. Menopoz döneminde kullandıkları hormon ilaçları nedeniyle düzenli olarak adet görmeye devam eden kadınlar da yine bu muayeneyi adet bitiminden hemen sonra yapabilirler.


Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılmalıdır?
Kendi Kendine Meme Muayenesinin Üç Ayrı Aşaması Vardır

Gözle değerlendirme

Ayakta elle değerlendirme

Yatar pozisyonda elle değerlendirme

Her bir aşama meme dokusu hakkında çok değerli bilgiler verir ve mutlaka uygulanmalıdır.


1. Memelerin gözle değerlendirilmesi


Kendi kendine meme muayenesinin ilk basamağı memelerin gözle değerlendirilmesidir. İyi aydınlatılmış bir odada üstünüzü çıkarıp ayna karşısına geçerek meme muayenenize başlayın:


Gözle değerlendirmede memelerinizde belirgin şişlik, meme ucu ve meme cildinde içe doğru çekilme,renk değişiklikleri,yüzeyel damarlarda önceden varolmayan bir belirginleşme hali, ciltte "portakal kabuğu" manzarası ,ciltte pullanma gibi bulgular arayın. Özellikle bir pozisyondan diğerine geçişte bazı değişiklikler belirginleşebilir.


Aynada memelerinizden birinin diğerine göre daha farklı bir boyutta olduğunu farkederseniz endişeye kapılmayın. Başka bir bulgunun yokluğunda bu, yapısal normal bir durum olarak kabul edilir.


Elleriniz kalçalarınızdayken,
Avuçlarınızı önde sıkarken,
Kollarınız yanlarda serbest sallanır durumdayken,
Elleriniz havadayken,
Vücut öne serbestçe eğilmiş durumdayken,
toplam beş ayrı pozisyonda her iki memenizi aynada iyice inceleyin.

2.Memelerin ayakta el ile değerlendirilmesi


Baş ve serçe parmakları dışında kalan elin 3 parmağı ile hafif bastırarak tüm meme dokusu taranmalıdır.

Meme dokunuzu baş parmak ve işaret parmaklarınız arasında sıkıştırarak incelemeyi denediğinizde elinize büyükçe kitleler gelecektir. Bu "kitleler" normal meme dokunuzdur. Kendi kendine meme muayenesinde amaç bu kitleler arasında yer alan normaldışı tümöral yapıların saptanmasıdır. Meme muayenesini yukarıda anlatıldığı şekilde yaptığınızda normal meme dokusu arasındaki muhtemel normaldışı kitleleri saptama şansınız yüksektir.

Elle muayenede meme dokusu yukarıda görülen şekillerde taranabilir. Kendinize hangi usul daha rahat geliyorsa onu benimseyin.


3. Memelerin yatar pozisyonda el ile değerlendirilmesi


Memelerinizi yatar pozisyonda elle değerlendirmek için sırtüstü yatın. Sağ omzunuzun altına bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirdikten sonra sağ elinizi başınızın altına koyun. Bu aşamada meme dokunuz bir yana doğru kaymamalı ortada durmalıdır.

Unutmayın! Memede saptanan kitlelerin büyük çoğunluğu kendi kendine muayane sayesindedir.

Şüpheli bir bulgu saptadığınızda mutlaka doktorunuza danışın.

"Meme Kanseri Tarama" broşürünü indirmek için tıklayınız.

Tiroid bezi görüntülemesinde günümüzde ilk yöntem ultrasonografidir. Ancak tiroid bezinin cilde yakın oluşu nedeniyle bu konuda özelleşmiş ultrasonografi cihazları kullanılmalıdır ( Yüksek rezolüsyonlu.) Ultrason kolaylıkla ulaşılabilen, ağrısız, radyasyon içermeyen ve damardan herhangi bir ilaç kullanımını gerektirmeyen bir yöntemdir.

Tiroid bezi hastalıkları (nodüller, guatr, tiroidit vb.) yurdumuzda çok sık karşımıza çıkmaktadır. LaMED Görüntüleme Merkezinde kullanılan ultrasonografi cihazları tiroid görüntülemesi için en son teknolojik gelişmeleri üzerinde bulundurmaktadır (Siemens S2000 ACUSON.) Bu cihazda yer alan 18mHz lik yüksek çözünürlüklü prob ile özellikle nodüllerin iç yapılarının çok daha detaylı olarak görülmesi mümkün olmaktadır. Yıllardır nodülleri takip edilen bir çok hastamızda var olan nodüllerin bu cihaz sayesinde tamamıyla iyi huylu olduğunu artık gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz. Ayrıca nodüllere yönelik uyguladığımız elastografi incelemesi ile ek olarak nodülün kıvamı hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Sert nodüllerin kötü huylu olma ihtimalinden dolayı bu ek tetkik bize görünüm itibarı ile iyi huylu olan nodüllerin bazılarından kuşkulanma şansı vermektedir.

Ultrason teknolojisinde ki en son gelişme olup dokuların sertliğinin değerlendirilmesini sağlar. Kalitatif ve kantitatif değerlendirme mümkündür. Günümüzde ayrı bir cihaz olarak değil, Renkli Doppler Ultrasonografi cihazları içerisine eklenmiş olarak kullanılmaktadır. Bu işlemi yapmak için herhangi bir radyasyon veya ilaç kullanımı söz konusu değildir.

Ultrasonografide saptanan herhangi bir kitlenin iyi huylu-kötü huylu ayrımını yapabilmek için yardımcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Ayrıca karaciğer parankim hastalıklarında/siroza gidişi değerlendirmede önemli bilgiler vermektedir.

Lamed Görüntüleme Merkezinde tüm ultrasonografik tetkikler son teknolojik cihazlarla Renkli Doppler Ultrasonografi ve elastografi olarak yapılmaktadır.

Obstetrik RDUS nedir?

Obstetrik RDUS; gebelik ultrasonu ya da anomali taraması adıyla bilinen, fetüsün (bebeğin) sağlık durumunun anne karnında iken değerlendirilmesini sağlayan bir tarama yöntemidir.

Obstetrik RDUS hangi haftalarda yaptırmalıyım?

Obstetrik RDUS için en ideal zaman gebeliğin 20-24. haftalarıdır. Ayrıca erken gebelik haftalarından itibaren belli aralıklarla bebeğin gelişimini ve büyümesini değerlendirmek için US tetkik yapılmaktadır.

Obstetrik RDUS bebeğime zarar verir mi?

Obstetrik RDUS, ses dalgalarını kullanarak görüntü oluşturması ve radyasyon (x-ışını) içermemesi sayesinde bebeğe ve anneye zarar vermemektedir.

Penil Doppler USG nedir ?

Penil Renkli Doppler USG sertleşme güçlüğü (impotans) şikayetiyle başvuran olgularda sorunun damar hastalıklarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesinde kullanılan tek tanı metodudur.

Ayrıca penil protez öncesi uygulanmaktadır.

Erkeklerde sertleşme nasıl sağlanır?

Erkeklerde sertleşme fonksiyonu pek çok mekanizmanın işbirliği ile gerçekleşir (psikolojik ve damarsal fonksiyonlar). Uyarı ile birlikte penise gelen damarları genişletir ve penis içinde yer alan "süngerimsi" dokular kanla dolarak penis hacmi artar ve sertleşir. Penise gelen kanın geri kaçmaması için ise toplardamarlar kasılır ve kanın geri kaçması önlenir ve bu yolla sertliğin devamlılığı sağlanır.

Ereksiyon kusuru (impotans) nedir?

Erkek cinsel organının cinsel birleşme için gereken sertliğe ulaşamaması impotans olarak isimlendirilir.

İmpotansın başlıca nedenleri nelerdir?

En sık empotans nedeni şeker hastalığıdır (Diabet) Ayrıca damar hastalıkları, kalça bölgesinin ciddi operasyonları, bel kemiği travmaları , hormon değişiklikleri (testesteron ve tiroid hormon yetersizlikleri, prolaktin fazlalığı gibi) ve kullanılan bazı ilaçlar impotans nedeni olabilmektedir.

Madde Bağımlılığı İmpotans Yapar mı?

Alkol, sigara gibi madde bağımlılıkları impotansa neden olabilmektedir.

İmpotans psikolojik olabilir mi?

Yaklaşık %85 olguda neden fiziksel (organik) dir. Olguların %10' unda ise neden psikolojiktir. Ancak psikolojik diyebilmek için altta yatan herhangi fiziksel bir rahatsızlığın olmadığı yapılan tetkikler ile ispatlanmalıdır.

Penil doppler USG tetkikinden önce belirli bir hazırlık gerekiyor mu?

İşlemden önce herhangi bir hazırlık gerekmemektedir.

Penil doppler USG nasıl gerçekleştirilir?

Öncelikle “papaverin” adı verilen bir ilaç çok ince uçlu bir iğne ile penis köküne yakın bir alandan enjekte edilir ve ereksiyon oluşması sağlanır. Yaklaşık 5 dk bekleme süresi ardından penis damarlarından belirli aralıklarla ultrason ile ölçüm alınır.

Penil doppler USG işleminin ya da verilen ilacın zararı var mı?

Penil doppler USG kişiye zarar vermeyen, cinsel yaşamını etkilemeyen güvenli bir tanı yöntemidir. İşlem sırasında verilen ilaç ise peniste hafif düzeyde yanmaya sebep olabilmektedir.

İşlem sonrası dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir?

Peniste oluşan sertleşmenin kaybolma süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 30-45 dakikadır. Bu sertleşme bazen (özellikle psikolojik impotansta) uzayabilir. Bu nedenle test sonrası cinsel uyarı, mastürbasyon ve cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.

Nadiren ilaca bağlı uzamış ereksiyon (priapizm) oluşabilmektedir. Enjeksiyon sonrası 4-6 saat devam eden ağrılı ereksiyon durumunda acil tıbbi yardım için bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Priapizmin geç tanınması ve yetersiz tedavisi peniste kalıcı hasara yol açar. Bu nedenle priapizmin erken tedavisi oldukça önemlidir.

Yeni Doğanda Kalça Ultrasonografisi niçin yapılır?

Doğumsal kalça çıkığı kuşkusu olan durumlarda yapılır. Tıbbi adı gelişimsel kalça displazisidir (GKD). Yaklaşık 100 canlı doğumda bir görülür. Oluşumunda fizyolojik, mekanik ve genetik faktörler rol oynar. Kalça çıkığında tanı ne kadar erken konursa tedavi o kadar başarılı olur.

Türk Radyoloji Derneği 2010 yılında yayımladığı ‘Gelişimsel kalça displazisinin ultrasono grafi cihazı ile saptanması ve değerlendirilmesi ‘ isimli standart formunda

• Kalçanın fizik bakısında anormal bulguların saptandığı olgular

• Ailesinde GKD öyküsü olan olgular

• Makat gelişi doğan tüm olgular (cinsiyetten bağımsız)

• Oligohidramnioz’lu olgularda

• Nöromuskuler hastalıklarda

• GKD nedeniyle Pavlik bandaj veya diğer stabilize edici cihazlarla tedavi gören hastaların değerlendirilmesi

amaçlı kalça ultrasonografisinin kullanılması gerektiğini belirtilmiştir. Bu durumlar dışında risk almak istemeyen ve dileyen tüm aileler bu tetkiki yaptırabilirler.

Doğumsal kalça çıkığı (DKÇ) ya da tıbbi adıyla gelişimsel kalça displazisi (GKD) yaklaşık 100 canlı doğumdan birinde görülebilen, meydana gelmesinde fizyolojik, mekanik ve genetik faktörlerin rol oynadığı bir hastalıktır. GKD geniş bir yelpazede yer alan kalça sorunlarını içermekte olup bunların az bir kısmı muayene ile anlaşılmaktadır. Belli bazı durumlar ile GKD birlikteliği bilinmektedir. Kalça çıkığının tanısı ve dolayısıyla tedavisi ne kadar erken yapılabilirse yürüme çağına gelince fark edilecek bir GKD ve sonrasında yapılacak tedavi sonucunda kalabilecek arazlardan o derece korunulunabilmektedir.

Türk Radyoloji Derneği 2010 yılı sonunda yayımladığı ‘Gelişimsel kalça displazisinin (GKD) ultrasonografi cihazı ile saptanması ve değerlendirilmesi ‘ isimli standart formunda kalça ultrasonunun aşağıda yer alan durumlarda- bu durumlarla sınırlandırılmamak kaydıyla-istisnasız olarak yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumlar dışında risk almak istemeyen ve dileyen tüm aileler bu tetkiki yaptırabilirler.


  • Kalçanın fizik bakısında anormal bulguların saptandığı olgular
  • Ailesinde GKD öyküsü olan olgular
  • Makat gelişi doğan tüm olgular (cinsiyetten bağımsız)
  • Oligohidramnioz veya intrauterin dönemde fetusun aldığı şekli etkileyen başka durumların varlığı
  • Nöromuskuler hastalıklar
  • GKD nedeniyle tedavi gören hastaların değerlendirilmesi (Pavlik bandaj veya diğer stabilize edici cihazlar ile.)
  • Biyopsi, mikroskop altında incelenmek üzere canlıdan belirli bir sıvı veya doku örneğinin alınmasıdır. El ile muayenede, bazı laboratuvar testleri sonucunda veya radyolojik incelemelerde saptanan problemli sahalara (kanser kuşkusu vb) uygulanır. Tanı koymak amaçlı yapılır. Tedavi edici değildir. Dolayısı ile alınan sıvı veya doku örneği mutlaka patoloji laboratuvarına uygun koşullarda gönderilir.

    Farklı doku ve organlar için farklı yöntemler kullanılmaktadır. Temel olarak cerrahi biyopsiler ve cerrahi olmayan biyopsiler olarak iki ana başlıkta gruplanır. Cerrahi biyopsiler ise ameliyathane koşullarında anestezi altında dokunun bir kısmının alındığı biyopsilerdir. Cerrahi olmayan biyopsiler poliklinik koşullarında, lokal anestezi ile yapılan iğne biyopsileridir.

    İğne biyopsisi problemli organ veya şişlik/kitle sahasından yapılan iğne ile sıvı veya doku örneği alma işlemidir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) şeklinde yapılırsa sıvı alınır. Kalın iğne Biyopsiler, tru-cut veya core (kor) biyopsi olarak da bilinmekte olup, özel bir kalın-kesici iğne ile bir doku parçası elde etme işlemidir.

    Yukarıda anlatılan yöntemlerin (İİAB /tru-cut biyopsi) uygulama sırasında iğnenin ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, mammografi veya manyetik rezonans cihazı gibi bir görüntüleme sistemi ile canlı olarak takip edilerek yapılmasıdır. En çok kullanılan biyopsi örnekleri ultrasonografi eşliğinde tiroid İİAB, meme kitle İİAB/ tru-cut, prostat tru-cut ; bilgisayarlı tomografi eşliğinde akciğer, karaciğer, böbrek biyopsileri; manyetik rezonansta meme biyopsisi.

    Bu konuda hastanın hekimi ile biyopsiyi uygulayacak radyolog arasında birlikte değerlendirme yapılır. İlk planda ince iğne-kalın iğne ve cerrahi biyopsi sırası gözetilse de klinik ve radyolojik bulgular bu sırada değişikliğe neden olmaktadır. Ayrıca günümüzde meme kitlelerinde kullanılan yeni bir kalın iğne biyopsi yöntemi (vakum biyopsi) ile elle hissedilemeyen kitlelerin cerrahi olarak tam ve düzgün çıkarılmasını sağlamaya yönelik görüntüleme eşliğinde tel işaretleme yöntemi uygulanmaktadır.

    Kan sulandırıcı kullanmamalı, kullanılıyorsa doktor izni ile ilaca ara verilmelidir. İİAB biyopsilerinde, aynı anda patolojik değerlendirme imkanı bulunan merkezler tercih edilmelidir. Zira böyle bir ortamda sadece bir kez girişim yapılır. İnce iğne ile sıvı alındıktan bir saat içerisinde sonuç elde edilir. Alınan materyalde tanı koyacak miktarda hücre yoksa işleme devam edilir. Bu sayede gereksiz girişimler önlenmiş, zamanında ve doğru tanı konulmuş olacaktır.

    Prostat biyopsisi Nasıl Yapılır?

    Prostat biyopsisi, ultrasonografi cihazının rektal probu yardımı ile makattan özel bir iğne ( tru-cut) kullanılarak yapılır. İşlem Transrektal Ultrasonografi (TRUS) olarak bilinmektedir. TRUS sırasında prostatın görsel olarak değerlendirmesi yapılır. Prostat büyüklüğüne göre değişmek kaydı ile 8-16 kadrandan parça alınır (ortalama 12). İğnelerin geçtiği yerler ayrı ayrı görüntülenir ve ayrı kaplara alınarak, koruyucu solüsyonun içerisinde, patoloji laboratuarına gönderilir.

    Prostat biyopsisi için ön hazırlık gerekiyor mu?

    Girişimin transrektal yolla yapılması nedeni ile enfeksiyon riskini en aza indirmek için antibiyotik kullanımı gerekmektedir.

    İnceleme öncesi akşam saat 18:00’de sulu bir yemek sonrası barsak temizleyici bir şurup yada lavman uygulanmalıdır. Bu ilaç biyopsi sabahı barsaklarınızı boşaltacaktır.

    Eğer kullanılıyorsa aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçlar kanama riskini azaltmak için 7 gün önce bırakılmalı işlemden sonra 2 gün süre ile kullanılmamalıdır. İlaca ara vermeden önce ilacı başlayan doktorunuza danışmalısınız.

    Kan sulandırıcı ilaçlar dışında sürekli kullandığınız ilaçlar varsa tetkik günü de içebilirsiniz. Daha önce yapılmış olan diğer tüm incelemelerinizi (film, kan tahlili v.b.) yanınızda getirmelisiniz.


    Lamed Görüntüleme merkezinde, randevu tarihinizi belirlenirken, ön hazırlık ile ilgili olarak bizzat işlemi yapacak hekim ile görüştürülür, bilgilendirilirsiniz.

    Lamed Görüntüleme merkezinde, randevu tarihinizi belirlenirken, ön hazırlık ile ilgili olarak bizzat işlemi yapacak hekim ile görüştürülür, bilgilendirilirsiniz.

    İşlem gününde aç olmanız gerekmez. Sabah hafif bir kahvaltı yapabilirsiniz.

    Prostat biyopsisi ağrılı mıdır?

    Prostat dokusu iğneye karşı vücudunuzun diğer bölümlerinde olduğu kadar duyarlı değildir. Bununla birlikte Lamed Görüntüleme Merkezinde biyopsi sırasında ağrı duymamanız için prostat etrafına lokal anestezi uygulanmakta ve işlem kolaylıkla tolere edilmektedir.

    Prostat Biyopsisinin komplikasyonları nelerdir?

    Doğası gereği girişimsel bir işlem olduğundan, gösterilen azami dikkat ve özene rağmen bağzı nadir komplikasyonları vardır. En sık görülenler idrarda kan görülmesi (%39–58), menide kan görülmesi (%28–45), gaitada kan görülmesi (%21–37) olup, bu komplikasyonlar kendiliğinden geer. Daha ender görülen komplikasyonlar: Enfeksiyon (sepsis/%0,2–0,6), idrar yolu enfeksiyonu (%0,1–4,5), işeme sonrası mesanenin tam boşalamaması (%0,2–1,2 ) olup, bu komplikasyonlardan bazıları tıbbi müdahale, yatarak tedavi veya operasyon gerektirebilir.

    Prostat biyopsisinden sonra nelere dikkat edilmelidir?

    İncelemeden sonra doktorunuzun belirteceği süre boyunca (1–4 saat) yatakta yatıp, fazla hareket etmemelisiniz.

    Bir hafta kadar idrarda, gaytada kan görülebilir, genelde kendiliğinden geçer

    Tedaviye rağmen ender de olsa 24–48 saat içinde 38,5 dereceyi geçerse doktorunuzla bağlantıya geçiniz. Bu durumda doktorunuzun kontrolü altında tedaviniz hastane ortamında güçlü antibiyotiklerle yapılabilecektir

    Sözlük

    Ereksiyon: kalkma; sertleşme; dikilme; özellikle penisin kanla doluş sonucu sertleşip dikleşmesi.

    Manyetik rezonans (MR): suda ve biyolojik yağ dokularında bol miktarda bulunan hidrojen atom çekirdeğinin, minik mıknatıs fonksiyonu görmesi esasına dayanan, insan vücudunun kesitsel görüntüsünün, iyonize eden radyasyon yani X ışını dışında bir yolla sağlanan bir görüntüleme yöntemi.

    Patalog: Hastalıkların doku ve organlarda meydana getirdiği yapısal ve görevsel değişiklileri –makroskopik ve mikroskobik- inceleyen tıp dalında uzman olan hekim.

    Prob: Muayene amacıyla organ boşluğu, yara veya kanal içine sokulan ince uzun alet.

    Profilaksi: hastalıkların oluşumu veya ilerlemesini önlemek amacıyla yapılan tıbbi girişimler anlamına gelen tıbbi terim.

    Rektal: Kalın bağırsağın makata açılan son bölümü olan rektum ile ilgili.

    Septisemi: kana bakteri ya da toksin karışması, kan zehirlenmesi.

    Transrektal: Kalın bağırsağın makata açılan son bölümü olan rektum adı verilen bağırsak kısmı aracılığı ile yapılan girişimlerde kullanılan yolu tarif etmek amacı ile kullanılır.

    Ultrasonografi: yüksek frekanslı ses dalgaları yansımasının çizelge halinde kaydedilmesi prensibiyle yapılan görüntüleme işlemi.

    Üretrosistoskopi:ucu ışıklı bir alet olan sistoskop aracılığı ile üretra adı verilen alt idrar yollarını ve idrar kesesinin içini muayene etmek amacıyla yapılan işlem.

    Üretra: idrarın idrar kesesinden vücut dışına atılması sırasında içinden geçtiği ince tüp; ayrıca erkeklerde boşalma sırasında meninin de atıldığı kanal; erkeklerde mesane ile penisin ucu arasında uzanır, kadınlarda ise erkeğe göre daha kısa ince bir tüptür.

    Ürolog: erkek üreme sistemi ve idrar yolları hastalıkları konusunda uzman doktor.

    Radyolog: Görüntüleme yöntemlerini kullanarak tanıya yardımcı olan hekimlerdir.