laMED

Radyoloji Bilgi Bankası

Terim Anlamı
Terim Anlamı
Abdomen bkz. Karın.
Abdüksiyon: bkz. Dışaçekim.
Absorbans: bkz. Soğurum, soğurganlık.
Absorpsiyon: bkz. Emilim.
Absorptivite: bkz. Emicilik.
Adaptasyon: bkz. Uyum.
Addüksiyon: bkz. İçeçekim.
Ağızlaştırma: (ing. Anastomosis) iki bölümü birleştirerek birinden diğerine geçişi sağlamak.
Akıtaç: (ing. Drain) hava veya öd , irin gibi sıvıları çekerek beden dışına akıtılmasını sağlayan boru.
Akıtım (ing. Drainage): Öd, irin gibi sıvıların çekilerek beden dışına akıtılması
Akkan görüntüleme: (ing. Lymphography, lymphangiography) akkan damarları ve düğümlerinin kontrast ilaç verilerek x-ışını ile görüntülenmesi.
Akkiz: bkz. Edinsel.
Aksilla: bkz. Koltukaltı.
Aksiyal: bkz. Yatay
Akustik: bkz. İşitsel; sesbilim
Akustik güçlenme: bkz. Yankı güçlenmesi
Algoritm: bkz. Yolağı
Alıcı (ing. Receiver): bir aygıtın aldığı imleri (sinyalleri) görülür veya duyulur imlere çeviren parçası
Alınabilir düze: (ing. Permissible dose) bireyin belirli bir sürem (zaman) aralığında zararlı etkiler görülmeden alabileceği ışınım miktarı.
Ampirik: bkz. Deneyimsel
Amplifikatör: bkz. Yükselteç.
Amplitüd: bkz. Genlik.
Analog: bkz. Örneksel.
Anastomoz: bkz. Ağızlaştırma.
Anjiyografi: bkz. Damar filmi
Anomali: bkz. Bozukluk
Anot: bkz.artıuç
Antefleksiyon: bkz. Önebükülüm.
Anteversiyon: bkz. Önedönüklük
Aparat: bkz. Düzenek
Aplikatör: bkz. Uygulama aracı
Arayüz (ing. İnterface): iki yapı arasındaki ortak sınırın yüzeyi.
Arayüz bulgusu (ing. İnterface sign): akciğerin dokuaralığı (interstisyel) hastalıklarında loplararası fissürlerde düzensizlik
Arşiv: bkz kayıtlık.
Artefakt: bkz. Film lekesi
Arteriyografi: bkz. Atardamar filmi
Artıuç: (ing. Anode) 1.artı yüklü elektrot, 2. Röntgen tüpü içindeki döner (ing. Rotating anode) veya durağan (ing. Stationary anode) artı yüklü parça.
Atardamar filmi: (ing. Arteriography) damar içine kontrast ilaç verilerek atardamarların görüntülenmesi.
Ayarlama (ing. Calibration): bir ölçüm aygıtının belli bir norma göre düzenlenmesi.
Ayrık (ing. Demarcated): sınırları belirli
Ayça (ing. Crescent, esk. T. Hilal): ayın c-biçimini aldığı evresi.
Ayla (ing. Halo, esk. T. Hale): 1. Bir şeyin çevresindeki ışık halkası, 2. Radyolojik görütülemede yarayı çevreleyen halka.
Ayna görüntüsü (ing. Mirror-image, esk t. Ayna hayali): ultrases demetinin düzgün ve güçlü yansıtıcı bir yüzeyle karşılaştığında, o yüzeyin önündeki yapıların yüzeyin arkasındaki sanal görüntüsü.
Başlık (ing. Probe):
Bez (ing. Gland): kendi özüştürel (metabolik) gereksinimi olmayan bir salgı yapmak için özelleşmiş hücrelerden oluşan yapı.
Böleç (ing. Diaphragm): 1. Herhangi bir şeyi ayıran zar veya yapı, 2. Karın ve göğüs boşluklarını birbirinden ayıran zar biçimindeki kas.
Böleç yükselmesi (ing. Diaphragmatic eventration): genellikle frenik sinir felcine bağlı olarak bölecin yukarı yer değiştirmesi. 3. Bir mercek veya ışınım kaynağı önüne yerleştirilerek ışık veya ışınımın kısmen dışarıda bırakılmasını sağlayan bir veya daha fazla açıklığı bulunan disk. Biçem (ing. Style, mode): tarz, yol. A-biçemi (ing. Amplitude mode): genlik biçemi. B-biçemi (ing. Brightness mode): parlaklık biçemi. M-biçemi (ing. Motion-mode): devinim biçemi.
Bifurkasyon: bkz. Çatal.
Bozukluk (ing. Anomaly): bir yapının büyüme ve gelişmesinde kalıtsal bir sorun
Bucky-potter aygıtı: bkz. Izgara
Bronkografi: bkz. Solunumağacı filmi.
Büyütme (ing. Magnification): 1. Gerçeğinden daha büyük görüntü elde etmek 2. Görüntünün gerçek boyuta oranı.
Coil: bkz. Sargı
Çatal (ing. Bifurcation): iki dala ayrılma.
Çevirici (ing. Transducer): belli bir enerjiyi diğer bir enerji şekline dönüştüren aygıt. Radyoloji: ultrases başlığı üzerinde yer alan mekanik ve elektrik enerjilerini birbirine çevirerek görüntü elde edilmesine yarayan düzenek.
Çıkarma (ing. Subtraction): görüntülemede kontrast tutan yaraları daha açık ortaya koyabilmek için kontrast ilaç öncesi görüntülerin ilaç sonraki görüntülerden çıkarılması yöntemi.
Çözünürlük (ing. Resolution): bir görüntü veya bir ekran üzerindeki ayrıntı ölçüsü.
Damar filmi: (ing. Angiography) damar içine kontrast ilaç verilerek atar veya toplardamarların görüntülenmesi.
Dedektör: bkz. Saptayıcı
Değiştirge (ing. Parameter): doğrudan yöntemlerle ölçülemeyen bir nicelik veya işlevin göstergesi olan değişken
Dekübit: bkz. Yatar, yatak yarası
Demarke: bkz. Ayrık
Deneyimsel (ing. Empirical) deney ve deneyimlerle doğrulanbilir, gözlem sonucu öğrenilmiş olan.
Dışaçekim: (ing. Abduction): ön-arka dikey (sagital) düzlemde uzaklaşan bir uzvun yaptığı devinim.
Dijital: bkz. Sayısal
Diren: bkz. Akıtaç.
Direnaj: bkz.akıtım.
Dirsek (ing. Flexure, flexura): büküntü; bir yapı veya organın büküntülü kısmı.
Diyagnostik: bkz. Tanısal
Dizi (ing. Sequence): manyetik rezonans görüntülemede bir incelemenin değişik bölümlerinden her biri.
Dolum eksikliği: (ing. Filling defect) içi boş bir yapıya kontrast ilaç verilerek yapılan ışınbilimsel görüntüde yer kaplayan hastalıklı bir oluşuma bağlı olarak kontrast ilaçla dolmayan kısım.
Dozimetre: bkz. Düzeölçer
Dozimetri: bkz. Düzeölçüm
Durum (ing. Position): konum, duruş. Özel incelemeler için bedene verilen biçimler: prone durum: yüzükoyun, supine durum: sırtüstü; trendelenburg durumu: baş aşağı durum, dekübitus durumu: yatar durum.
Düzenek (ing.apparatus): birkaç alet uygun biçimde eklenerek tek bir işleve uygun hale getirilmiş takım.
Düzeölçer (ing. Dosimeter): ölçü aygıtı, ilaç veya ışınım ölçüsünü belirleyen aygıt
Düzeölçüm (ing. Dosimetry): ilaç veya ışınım ölçüsünü belirleme.
Edinsel (ing. Acquired) doğumdan sonra çevresel etkenlerle ortaya çıkmış, kalıtsal olmayan özellik, Durum veya hastalık.
Eko: bkz. Yankı.
Eksiuç: (ing. Cathode) eksi yüklü elektrot; röntgen tüpü içindeki eksi yüklü parça.
Emicilik (ing. Absorptivity): emicilik özelliği; beden tarafından emilen ışınımın yansıtılan ışınıma oranı.
Emilim (ing. Absorpsiyon): maddelerin dokuya geçişi (örn. Sindirilmiş besinlerin barsak duvarına geçişi).
Encoding: bkz. Kodlama
Endikasyon: bkz. Kullanım alanı
Endoskopi: bkz. İçbakı
Eşgölge: (ing. Penumbra) bir gölgenin çevresindeki kısmen aydınlık alan.
Etyoloji: bkz. Nedenler; nedenbilim
Eventrasyon: 1. Bkz. Böleç yükselmesi 2. Karıniçi organların dışarı çıkması
Evre (ing. Phase, stage, eski terim: faz): aşama; yürütülür program
Faz: bkz. Evre
Film kaseti: bkz. Film kutusu
Film kutusu (ing. Film cassette): içine röntgen filmi yerleştirilen, ön ve arka kapaklarında görüntü yükseltici bulunabilen, ışın geçirmez kutu.
Film lekesi: (ing. Artifact, artefact) incelenen dokuda gerçekte bulunmayan, ancak film üzerinde görünen iz.
Fleksura: bkz.dirsek
Floroskopi: bkz. Işınbakı.
Galaktografi: bkz. Sütyolları filmi
Gantry: bkz. Tarayıcı
Gastroskopi: bkz. Mide bakısı
Gebelik (ing. Gestation): dölet veya dölüt taşıma hali
Genlik (ing. Amplitude): bir boyut veya alanın derinlik ve genişliği; şiddet, büyüklük.
Gestasyon: bkz. Gebelik, gebelik süresi
Gürültü (ing. Noise): manyetik rezonans görüntülemede gerçek sinyallerle etkileşime girerek görüntüyü bozan rastgele sinyaller.
Gland: bez
Grid: bkz. Izgara
Göğüs (ing. Thorax, chest): bedenin boyun ve karın arasında kalan bölümü.
Görüntü (ing. İmage): nesnel bir gerçekliğe benzerlik gösteren resim veya kavram
Gövde (ing. Trunk, lat. Truncus): 1. Bedenin baş, kol ve bacaklar dışında kalan kısmı, 2. Bir sinir, damar veya duktusun bölünmemiş, genellikle kısa olan ana bölümü.
Halo: bkz. Ayla
Helikal: bkz. Sarmal.
Heliks: bkz. Sargı
Horizontal: bkz. Yatay
Işınbakı (ing. Fluoroscopy): bir ekran ve ışınım kaynağı arasına yerleştirilen bedenin derin yapılarını x-ışınlarıyla inceleme.
Işınbilim (ing. Radiology): hastalıkların tanı ve tedavisinde ışın enerjisi kullanan bilim dalı
Işınetkin: (ing. Radioactive) atom çekirdeğinin çürümesi sonucu ışınım yayan.
Işıngeçirgen: (ing. Radiolucent) üzerine düşen ışınımı arkasına geçiren
Işıngeçirmez: (ing. Radiopaque) üzerine düşen ışınımı durduran
Işınım (ing. Radiation): elektromanyetik dalgalar veya tanecik biçiminde yayılan enerji.
Işınyoğunluk (ing. Radioopacity): x-ışınını geçirmediği için röntgen filmini karartmayan nesnenin görüntüsü.
Izgara (ing. Grid, bucky-potter device) görüntüyü iyileştirmek amacıyla, saçılan ve film üzerinde istenmeyen kararma oluşturan ikincil ışınların filme ulaşmasını engellemek için yerleştirilen ızgara biçiminde engel.
İçbakı (ing. Endoscopy): içi boş organların ucunda ışık kaynağı olan bir dalgı ile incelenmesi
İçeçekim (ing. Adduction): ön-arka dikey (sagital) düzlemde orta çizgiye doğru yaklaşan bir uzvun yaptığı devinim
İm (ing. Signal): iletilen akım veya dalga.
İmaj: bkz. Görüntü
İntensifying screen: bkz. Yükseltici perde
İntensite: bkz. Şiddet
İnterface: bkz. Arayüz
İşitsel (ing. Acoustic, yun. Akoustikos): ses veya işitmeyle ilgili.
İşleme (ing. Processing): bir veya bir dizi işlemden geçirme
İzgegözlem (ing. Spectroscopy): kırılma ve kırınım yoluyla elde edilmiş elektromanyetik titreşimlerin dalgaboylarını saptama ve çizge biçiminde gösterme
İzgeölçüm: (ing. Spectrometry) bir izgede (spektrumda) çizgilerin yerlerini belirtme.
Jenerasyon: bkz. Kuşak
Jeneratör: bkz. Üreteç
Kalibrasyon: bkz. Ayarlama
Karın (ing. Abdomen): bedenin göğüs ve pelvis arasında kalan, sindirim dizgesi organlarının çoğunu içeren bölümü
Karşıt ilaç (ing. Contrast material) farklı dokuların birbirinden ayırtedilebilmesi için aralarındaki karşıtlığı artırmak için kullanılan ilaç.
Karşıtlık: (ing. Contrast) bir görüntüde yan yana iki alan arasındaki fark
Katot: bkz. Eksiuç
Kayıtlık (ing. Archive): belge ve kayıtların toplanıp korunduğu yer.
Kodlama (ing. Encoding): verinin sayısal biçime çevirilmesi.
Kolimatör: bkz. Sınırlandırıcı
Konsolidasyon: bkz. Pekgölge
Kontrast: bkz. Karşıtlık.
Kontrast madde: bkz. Karşıt ilaç.
Koltukaltı: (ing. Axilla) kolun üst kısmı ve göğüs arasında, omuzun altında bulunan piramit şeklindeki boşluk.
Kresent: bkz. Ayça
Kriter: bkz. Ölçüt.
Kullanım alanı (ing. İndication): bir yöntem, işlem veya ilacın gerekli olduğu durum veya hastalıklar.
Kuşak (ing. Generation): nesil.
Lenfanjiyografi: bkz. Akkan görüntüleme
Lenfografi: bkz. Akkan görüntüleme
Magnet: bkz. Mıknatıs
Magnifikasyon: bkz. Büyütme
Mamografi: bkz. Meme filmi
Meme filmi (ing. Mammography): memenin sıkıştırılarak çekilen röntgen filmi.
Mıknatıs (ing. Magnet): demir veya çeliği kendine çekme özelliği olan nesne.
Mide bakısı (ing. Gastroscopy): burundan mideye gönderilen ışıklı bir boruyla mide içerisinin incelemesi
Mirror-image: bkz. Ayna görüntüsü
Mod: bkz biçem
Multislice: bkz. Çokkesitli, çoklukesit, çokalıcılı
Nedenbilim (ing. Etiology): hastalık oluşturma etken ve yollarını araştıran bilim dalı.
Neden (ing. Etiology): hastalık oluşturma etken ve yolları.
Noise: bkz. Gürültü
Ölçüt (ing. Criterion): kıstas, bir şey ölçülürken kıstas alınan norm
Önebükülüm (ing. Anteflexion) bir organın kendi üzerinde katlanarak öne eğilmesi
Önedönüklük (ing. Anteversion) bir organın doğal olmayan bir biçimde öne eğik olması
Önlem (ing. Prophylaxis): hastalıktan korunma; koruyucu tedavi.
Örnek (ing. 1.sample, 2. Pattern): 1.bütünü temsil edebilecek parça veya kısım, 2. Desen
Örneksel (ing. Analogous): işlev veya görünüm olarak benzeyen. Örneksel görüntü (ing. Analogous image): tüm sinyallerin ayrı ayrı ve kesiksiz yansıtıldığı görüntü.
Parametre: bkz. Değiştirge
Parıldama (ing. Scintillation): 1.radyoaktif maddelerin ayrışmasıyla yüklü taneciklerin yayılması, 2. Parıltılar görme biçiminde olan öznel bir görsel duyu.
Partikül: bkz. Tanecik
Patern: bkz. Örnek
Pekgölge (ing. Consolidation) akciğer dokusunda yangıya bağlı serteşmenin filmdeki görüntüsü.
Penumbra: bkz. Eşgölge.
Permissible dose: bkz. Alınabilir düze
Pozisyon: bkz. Durum
Prob: bkz. Başlık
Processing: bkz. İşleme
Profilaksi: bkz. Önlem
Radyasyon: bkz. Işınım
Radyoaktif: bkz. Işınetkin
Radyoloji: bkz. Işınbilim
Radyolusent: bkz. Işıngeçirgen
Radyoopak: bkz. Işıngeçirmez
Radyoopasite: bkz. Işınyoğunluk
Ranfansatör: bkz. Yükseltici perde
Ranforsatör: bkz. Yükseltici perde
Receiver: bkz. Alıcı
Recumbant: bkz. Yatar
Rezolüsyon: bkz. Çözünürlük.
Saçılma (ing. Scattering): 1. X-ışınlarının geçtiği ortam tarafından saptırılması, 2. Bir fotonun çarpışma veya etkileşim sonucu yön değiştirmesi.
Saptayıcı (ing. Detector):
Sargı (ing. Coil, helix): halka veya sarmal biçiminde sarılmış olan şey. Radyofrekans sargısı (ing. Radiofrequency coil): elektromanyetik ışınım toplayıp gönderen düzenek.
Sarmal (ing. Helical, spiral):
Sayısal (ing. Digital): kesikli değişkenlerle ilgili.
Sayısal görüntü (ing. Digital image): belli değer aralıklarındaki sinyallerin tek değer olarak kaydedildiği görüntü.
Sekans: bkz. Dizi
Sesbilim (ing. Acoustics): ses veya işitme bilimi.
Sınırlandırıcı (ing. Collimator): bir ışın demetinin genlik ve yönünü sınırlayarak düzenleyen engel.
Signal: bkz. İm
Sintilasyon: bkz. Parıldama
Soğurganlık: (ing. Absorbance) bir şeyin emilme derecesi; bir nesne veya insan tarafından emilen ışık veya ışınım miktarı.
Soğurum: (ing. Absorbance) bir şeyin emilme derecesi; bir nesne veya insan tarafından emilen ışık veya ışınım miktarı.
Solunumağacı filmi (ing. Bronchography): havayollarına ilaç verilerek çekilen akciğer filmi.
Spektrometri: bkz. İzgeölçüm
Spektroskopi: bkz. İzgegözlem
Spiral: bkz. Sarmal
Stage: bkz. Evre
Subtraksiyon: bkz. Çıkarma
Sütyolları filmi (ing. Galactography): meme başından ilaç verilerek süt yollarının görüntülendiği meme filmi
Şiddet (ing. İntensity): yoğunluk, keskinlik.
Tanecik (ing. Particle): parçacık. Alfa taneciği (ing. Alfa particle): radyoaktif bir atomun çekirdeğinden fırlatılmış pozitif yüklü tanecik. Beta taneciği (ing. Beta particle): beta ayrışması sırasında atomdan ayrılan elektron.
Tanısal (ing. Diagnostic): bir hastalık veya bozukluğa özgü olan
Tarayıcı (ing. Scanner): 1.nesneleri veya örneksel görüntüleri sayısal görüntülere çeviren aygıt 2. Bilgisayarlı tomografi (ing.gantry) ve manyetik rezonans aygıtlarında içine incelenecek hastanın yerleştirildiği bölüm. 3. Radyoaktif izotopun incelenen organ veya dokudaki dağılımını belirleyen aygıt.
Telegrafi: bkz. Uzakfilm
Teleradyografi: bkz. Uzakfilm.
Toplardamar filmi (ing. Venography) damar içine kontrast ilaç verilerek toplardamarların görüntülenmesi.
Toraks: bkz. Göğüs
Transdüser: bkz. Çevirici
Transvers: bkz. Yatay
Trendelenburg: bkz. Durum (baş aşağı durum).
Trunkus: bkz. Gövde
Ultrases: (ing. Ultrasound): 1. Sıklığı 2000 megahertzin üzerinde olan, insan kulağının duyamadığı ses dalgaları, 2. Ultrases dalgaları kullanarak yapılan görüntüleme veya tedavi.
Ultrases bakısı (ing. Ultrasonography): ultrases dalgaları kullanarak yapılan görüntüleme yöntemi.
Ultrason: bkz. Ultrases
Ultrasonografi: bkz. Ultrases bakısı
Uygulama aracı (ing. Aplicator) yerel tedavi maddelerinin (deri ilaçları, radyum, gibi) uygulanabilmesi için kullanılan araç.
Uyum: (ing.adaptation): herhangi bir baskıya karşı yanıt veya değişiklik
Uzakfilm: (ing. Teleradiography, telegraphy) x-ışını tüpü ile nesne arasındaki uzaklığı artırarak nesnelerin gerçeğe yakın büyüklükte göründüğü film.
Üreteç (ing. Generator): devinim enerjisini elektrik enerjisine çeviren aygıt
Venografi: bkz. Toplardamar filmi
Yakınsılamak (ing. Zoom): bilgisayar ekranındaki bir görüntüyü büyüterek yakınlaşmış izlenimi vermek.
Yankı (ing. Echo): ses dalgalarının yansıması sonucu sesin yinelemesi; ultrason bakısında saptanan sinyal. … yankılı: incelenen dokunun ultrases demetini soğurma yeteneğine bağlı görüntüsü [az yankılı (ing. Hypoechoic, hypoechogenic) çok yankılı (ing. Hyperechoic, hyperechogenic) eş yankılı (ing. İsoechoic, isoechogenic) yankısız (ing. Anechoic, anechogenic)]. Yankı güçlenmesi (ing. Acoustic enhancement): ultrases demetinin içinden geçerken çevreye göre daha az soğurulduğu bir yapının arkasında birikerek bu alanın yüksek yankılı izlenmesi.
Yatak yarası (ing. Decubitus, decubitus ulcer): uzun süre konumu değiştirilmeden yatan yatalak hastalarda gelişen basınç yarası.
Yatar (ing. Decubitus, recumbent): yanyatar (ing. Lateral decubitus)
Yatay (ing. Axial, transvers, horizontal): enine, yere paralel olan.
Yolağı (ing. Algorhythm): bir sorunu çözmek için yapılacak işlemlerin sıra veya düzeni.
Yükselteç (ing. Amplifier): bir input? Sinyalini güçlendiren elektronik aygıt.
Yükseltici perde (ing. İntensifying screen): üzerine x-ışını düştüğünde floresan ışık yayan ve x-ışınının filmi pozlama etkisini artıran fosfor katman.
Zoom: bkz. Yakınsılamak
Bilgisayarlı Tomografi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

1. Bilgisayarlı Tomografi Kullanım Alanları Bilgisayarlı tomografi yüksek uzaysal çözünürlüğü, kesitsel görüntüleme kapasitesi ve bütün

Devamı...
MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

1. Manyetik Rezonans Görüntüleme Kullanım Alanları Manyetik Rezonans Görüntüleme MRG, iyonizan radyasyon içermemesi, multiplanar kesitsel gör

Devamı...